“İnsanlar dünyayı geliştirmek yerine kendilerini geliştirme çabasına girseler, dünya çok daha uyumlu bir hal alacak” der Lao Tzu*. Başkalarının kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak, dünyaya yardım etmek koçluk alanında çalışan insanların ortak özelliğidir. Koçluk aracılığıyla, bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye gönüllü olunur. Belki koçluk desteği verdiğiniz insanları bilirsiniz sadece ama aslında bu insanların etkileşimde oldukları insanlara da ulaşırsınız, bu destek diğer insanlara da yayılır ve kolektif bilince hizmet eder.
Bireyin mevcut durumunu değerlendirmek, hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için stratejiler geliştirmek amacıyla koçluk desteği alınır. Koçluk, geleceğe odaklanır. Bireyin potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflerken, koçluk bireyin kendi çözümlerini bulmasına yardım eder ve hedeflerine ulaşmasına destek olacak yaklaşımı benimser. Koçlar, genellikle kısa vadeli ve belirli hedeflere yönelik çalışırlar. Bireyin şu anki davranışlarını ve gelecek planlarını geliştirmesine odaklanan pozitif psikoloji prensipleri içerir. Koçluk, bireylerin kişisel ve mesleki gelişimlerini desteklemeye yönelik bir süreç olduğu için psikolojik savunma sistemleri üzerinde olumlu bir etki yapar. Psikolojik savunma mekanizmaları, bireylerin duygusal rahatsızlık, stres ve tehdit durumlarında başa çıkmak için geliştirdikleri bilinç dışı stratejilerdir. Koçluk, bu mekanizmaların anlaşılmasına ve dönüştürülmesine yardımcı olabilir.
Koçluk yapan kişilerin bilmesi gereken en önemli konu, danışanları ile iletişim kurarken anlaşma sağlamak durumunda olmamalarıdır. Koç, iyi bir dinleyici , gözlemci ve soru sorma becerisi yetkin kişidir. Asla karşısındakini yargılamaz, ya da olduğundan daha abartılı bir şekilde pohpohlamaz. Psikolojik süreci iyi yönetir. Koçluk süreçlerinde psikolojik süreç güvenin tesis edilmesi esasına dayanır. Çünkü koç, bir yönerge sunar veya bir soru sorar. Danışan cevap verir, koç anladığını tasdikler. Danışan, üzerinde çalışılacak konuyu seçer “bu konuda çalışmak istiyorum” der ve koç, bu süreci yönlendirir. Böylece danışan üzerinde çalışılacak olan konuyu seçerek kendisi için önemli olabilecek konulara odaklanmış olur. Süreci yönlendirmek için koç, uzmanlığı ile rehberlik sağlamalıdır (Koç her zaman kendini geliştirmek zorundadır) Ancak bu şekilde psikolojik süreç en iyi seviyeye çıkarılmış olur ve kuvvetli bir güven bağı kurulur.
Reklam
Koçluk eğitim gerektiren bir iştir. Eğitim sonrası uygulamalar ve destek süreçleri ile bu alanda temel bir pratiğe ulaşmak mümkündür. Bu pratiğe ulaşıldığında ve akreditasyon sağlandığında sıfat alınır. Ancak sıfatlar, işin tecrübesini, görgüsünü, psikolojisini, iletişimini tanımlamaz. Hayatınıza gerçekten dokunan insanları sıfatlarıyla değil, sizde bıraktıkları izlerle hatırlarsınız. Günümüzün tüketim algısında kolayca kazanılan -ya da edinilen- sıfatlara değil, koçluk yapacak kişinin işe yönelik kimyasına bakmak daha doğru bir yoldur.
Koçluktaki temel davranış özelliklerinin belki de en başında kendini geliştirme davranışı ve yardımsever olma gelmektedir. Bir koç, yönergeyi ve süreci iyi yönetmeli, işbirliği talep edebilen olmalı aynı zamanda empati sağlayabilmelidir. Dilimizde çok kıymetli bir tabir vardır “kendi söküğünü dikemeyen terzi” diye, manasıyla; Hedefleri olmayan, inisiyatif almaktan kaçınan, zor görev veya işleri denemekten hoşlanmayan, başkalarının fikirlerine açık olmaktan ziyade kendi fikirlerine bağlı, kendi ihtiyaçlarını herkesin önünde görme eğilimi olan, okumayan, araştırmayan, herkese aynı standart yaklaşımı sunan, özetle kendini geliştirememiş kişilerin koçluk alanında eğitim almaya heves etmemelerini, hele ki bir şekilde eğitim almışlarsa, insanlardan önce kendileriyle çok uzun yıllar çalışmalarını sözlerime eklemek isabetli olacaktır.
Benim koçluk yolculuğum ilk olarak değişim yönetimi dönemlerinde iş gücü azaltma süreçlerinde kariyer desteği sağlama anlamına gelen “outplacement” ile 2006 yılında başladı. O zamana kadar özel sektörde insan kaynakları yöneticiliği, uzmanlığı görevlerinde bulunmuştum. Danışmanlık ve koçluğu, belli bir metodolojiyi iyi öğrendiğin zaman, tekrarlarla mükemmelleştirebileceğim fikrine sahiptim. Yıllar geçtikçe, değişim dönemlerinde karşılaştığım ve destek verdiğim danışan sayıları arttıkça ne kadar yanlış bir fikirle bu işe başlamış olduğumu, bu işin bir metodolojisi olsa bile, esas olanın bu işin gerektirdiği esnekliğe sahip olmak olduğunu öğrendim. Her insan başka bir dünya, her insanın ailesi, özeli, mesleki kariyeri olduğu gibi her insan aynı zamanda bir anne ve babanın çocuğu. Özgüvenle yetişme şansına sahip her insan, bunun için anne ve babasına veya kendisini yetiştirenlere teşekkür etmelidir. Ben bu dönemimde gelişimimi bu özgüvenli insanların beni dinlemeye açık olmalarına ve kendileriyle barışık olmalarına borçluyum. Her türlü yollarına ışık olan özgüvenleri, değişimi kabul edebilmelerini sağlarken benim de insan dünyasına ve koçluk işine daha sıkı sarılmamı sağladı. Onların değişimi, benim değişimim oldu. Her koçluk çalışmamı, karşımdaki kişinin gözünde değişim ışığını, kararlılığı ve umudu görmeden sonlandırmamayı öğretti. En önemli ve en büyük kazancım insan tanımak ve biriktirmek oldu kuşkusuz. İnsanlar hassastır, hassasiyet işimizin anahtar davranışıdır. Bir insanın gözlerinin içine bakıp ne anlattığını anlamak en kıymetli deneyimdir. Belki yüzeyin arkasında çok daha önemli konular vardır.
Koçluk konusu, kendi kariyer gelişimim doğrultusunda farklı disiplinlerden etkilenerek devam etti ve ediyor. Sosyoloji, Felsefe ve Psikoloji üzerine aldığım eğitimler ve kurslar bu konuda beni destekliyor. Farklı kültürlerde, farklı iş alanlarında yönetsel ve yönetim dışı görevlerde bir çok eğitim verdim, koçluk ve geribildirim süreçlerinde yer aldım. Kurumsal hayattan danışmanlık hayatına geçiş yaptığım 2009 senesinde, üç yıl boyunca Acar Baltaş ile çalışmalar yaptım. Eğitim psikolojisinin koçluk süreçlerine önemli katkılarını gördüm. Bu faydaları eğitimlerimde ve burada 2012 yılından bu yana zaman zaman içerik olarak da yazdım, sizlerle paylaştım (Kariyer 2012-2020 yazıları). Ancak koçluk konusundaki kritik dönüm noktam, iyi bir analiz arayışı ile başladı. 2014 yılında, potansiyeli anlama, performansın önündeki engelleri tespit edebilme imkanını sağlayan iyi bir analizin uygulayıcısı ve daha sonra da eğitimcisi oldum. Böylece, farazi konular seçip, koçluk sürecini danışanın genel beklentilerine veya iş yerinin danışandan(çalışanından) beklentilerine odaklamaktansa, analizin sonuçlarının mesleki ve yaşamsal potansiyelini nasıl yansıttığına ve performansını nasıl etkilediğine odaklandım. İşimizde, insanları basit kişilik tiplerine ayırmak çok kolay. İşimizde, sen sarısın sen mavi, sen kırmızı demek, sen kuzeysin, sen güney demek çok kolay. Biraz ön bilgi ile hemen ayrıştırabilirsiniz. Böylece ilk adımda yargılar, ilk adımda sınıflandırırsınız. Danışanla bağ kurmanız zorlaşır, imkansız hale bile gelebilir. Üstelik para da kazanırsınız. Süreksiz, hızlı tüketime hizmet eden her hangi bir iş yaparak mutlu olacaksanız eğer. Su üstüne yazı yazarsınız. Bu yüzden onun koçu bunun koçu gibi sıfatlarla tanımlanır içinde bulundukları popüler kültür.
Bir sonraki yazımda Geribildirim (İleribildirim) konusundaki bilgilerimi aktarmaya çalışacağım.
Referans: